Blog İçinde Ara

9 Eylül 2020 Çarşamba

Zaman Kavramı Üzerine

     Tarih boyunca zamanın gerek evrende, gerekse mümkün olabilecek her ortamda her varlık için aynı şekilde işlediği tahmin edilmiştir. Bunu göz önünde bulundurduğumuzda Kuran'ın Secde Suresi 32/5 (Gökten yere kadar işleri düzenler. Sonra miktarı sizin hesabınıza göre bin yıl süren bir gün içinde işler O'na yükselir) ve Mearic Suresi 70/4 (Melekler ve rûh O’na, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar) ayetlerinin insan zihni için ne kadar köklü bir anlayış değişikliği getirdiği ortadadır. Kuran, değişik durumlarda "gün" kavramının değişeceğini, "bir günün" elli bin yıla eşit olabileceğini söylemiştir. Yüzlerce yıl muhtemelen "acaba böyle bir şey nasıl olabilir?" itirazlarıyla karşılaşmış ola bu ayetlerin, aslında ne kadar önemli gerçeklere işaret ettiği son yüzyılda anlaşılmıştır.
    Einstein'ın en meşhur keşfi "İzafiyet Teorisi"dir. Fizikle ciddi bir şekilde  ilgilenmeyen bir çok kişi hâlâ bu teorinin ne demek istediğini anlayabilmiş değildir. Oysa Kuran ancak bu teoriyle 20. yüzyılda anlaşılabilen hususlara 1400 yıl önceden işaret etmektedir. Einstein, izafiyet ile ilgili açıklamalarını "Özel İzafiyet Teorisi" ve "Genel İzafiyet Teorisi" olarak iki ayrı çalışmada toplamıştır. İzafiyet Teorisi'ne göre; ışık hızına yakın bir hızla hareket eden bir araca binen kimse için zaman daha yavaş akmaktadır. Dünyadaki bir kişi için 100 gün geçtiğinde, ışık hızına yakın hareket eden kişi için 50 gün geçebilmektedir. Bu bulgu Özel İzafiyet Teorisi'nin en ilginç sonucudur. Evrende hız arttıkça zaman daha yavaş geçmektedir. Demek ki zaman aynı Kuran'ın işaret ettiği gibi izafi bir kavramdır. Değişik ortamlarda, değişik yerlerde, değişik hızlarda saatler farklı işlemektedir.

    "Genel İzafiyet Teorisi" ise zamanın izafiliği konusunda çekim alanlarını ele almakta ve zamanın büyük çekim alanlarında daha yavaş geçtiğini göstermektedir. Demek ki güneşin üzerinde bir kişinin yürümesi mümkün olsa; bu kişinin saati de, biyolojik yapısı da, atomlarının düzeyindeki hareketlerin hepsi de yavaşlayacaktır. Yapılan bir çok deney de bu bulguyu doğrulamaktadır. Örneğin böyle bir deneyi İngiliz Ulusal Fizik Enstitüsü yapmıştır. Araştırmacı John Laverty zamanı mükemmele yakın bir şekilde doğru gösteren (300 bin yılda sadece 1 saniye hata yapan) iki saati senkronize etti. Saatlerden biri Londra'daki laboratuvarda tutuldu, diğer ise Londra'dan Çin'e gidip gelen bir uçağa kondu. Uçak yüksekten uçtuğu için, dünyadaki çekim gücünden daha düşük bir çekimde hareket etmektedir. Yani zamanın Genel İzafiyet Teorisi'ne göre uçakta daha hızlı geçmesi beklenmektedir. Yeryüzündeki bir kişiyle, uçaktaki bir kişinin maruz kaldıkları çekim farklılıkları aslında çok ufaktır. Bu çok ufak fark ancak bu kadar hassas bir saatle tespit edilebilirdi. Nitekim uçaktaki saatin saniyenin 55 milyarda biri kadar hızlı hareket ettiği tespit edildi. Böylece zamanın izafiliği deneysel olarak da onaylanmış oluyordu. Oysa zaman hakkındaki genel önyargıya göre iki saatin arasında hiçbir farkın olmaması gerekirdi. Bu tip deneyler, Kuran'ın zaman hakkındaki şartlanmışlıkları kırıcı ifadelerini desteklemektedir.
    Zamanın izafiliğinin anlaşılması Kuran'ın açıklamalarının daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunabilir. Örneğin; Kuran'da insanların yeniden diriltildiklerinde dünyada çok kısa bir süre kaldıklarını zannedecekleri söylenmektedir.(Muminun Suresi 112-113: Dedi ki; yeryüzünde kaç yıl kaldınız? Dediler ki; Bir gün veya bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor.)  Zamanın izafiliği anlaşıldıktan sonra Kuran'ın bu izahı da, "Ölüler kıyamete kadar ne yapacaklar" sorusuna cevabı da anlaşılabilmektedir. Dünyadaki zamanı her şartta tek geçerli mutlak zaman olarak gören zihniyetin bu soruları, zamanın izafiliğinin anlaşılmasıyla cevabını bulmaktadır. Ölen bir insan dünyadaki zaman boyutuna bağımlı olmadığı için kendisinden sonra geçen binlerce yıl onun için bir gün hükmünde bile var olmamaktadır.

    Evrenin yaratılmasından insanın yaratılmasına kadar neden on dört milyar yıl kadar zaman geçtiği de zamanın izafiliğinin anlaşılmasıyla anlaşılır. Bambaşka bir pozisyonda on dört milyar yıl, bir dakika olarak, belki daha da kısa olarak algılanabilir. Bu sürenin uzunluğu bizim dünyadaki mevcut algımız ve pozisyonumuza göredir. Evrenin ilk yaratılışından şu ana kadar on dört milyar yıl kadar zamanın geçmiş olduğu bilimsel verilerle desteklenmektedir. Aranızda hiç on dört milyar yıl bekleyip de sıkılmış olan var mı? İşte nasıl on dört milyar yıl önceden geçmiş olmasına rağmen, şu anda bu süreyi beklemekten kendini sıkılmış gibi hisseden yoksa, aynı şekilde öldükten sonra yeniden yaratılışa kadar bekleyip de sıkılan olmaz. Zamanın izafiliğinin anlaşılması, anlaşılması zor kabul edilen bir çok sorunun çözümünü mümkün kılmaktadır. İzafiyet Teorisi zamanın izafiliği gibi uzunlukların da izafi olduğunu ortaya koymaktadırlar. Buna göre; evrenin büyüklüğü bize göredir. Ayrı bir hızda, ayrı bir algı şeklinde evrenin büyüklüğü daha değişik şekilde algılanabilir. Buna öre uzayın büyüklüğüne ve de dünyanın küçüklüğüne bakıp da, bu izafiyete tabi ölçülerden dünyanın önemsizliğine dair bir argüman üretmek mümkün değildir.